İş Dünyası Kitaplarından 3

Kurumumuzda en önem verdiğimiz noktalardan biri okumalarımızdır. Okumanın, daha çok okumanın bilgi işlem gücümüzü artırarak; karar mekanizmasının, risk problemlerinin üstesinden gelinmesinin, kriz etkilerine karşı koyabilmenin vb. durumlarda önemli güven, karar mekanizması sağlayıcı kaynaklarımızdan biri olduğunu biliyoruz.

AMAZON – JOHN ROSSMAN

Jeff Bezos’un “en sihirli girişimlerimden biri” diye tanımladığı Amazon Marketplace’in kurucusu, strateji uzmanı John Rossman dijital kurum stratejisi, kültür ve inovasyon konularında dünyanın en çok aranan değerli uzmanlarından ve kendisinin hayat verdiği bu kitap girişimciler için adeta farklı bakış açıları, kazanımlar sunacak.

İnsanın en büyük hatalarından biri kısa vadeli sonuçlar uğruna uzun vadeli değerleri feda etmesi olduğunu belirten yazar, plan değil planlamanın ilerlemede kaide olduğunu belirtiyor. Amazon’un dünyanın en büyük pazar yeri olmasının kriterlerini, prensip ve disiplinlerini ortaya koyan yazar amazonu zirvenin lideri yapan 14 amazon yasası maddelerini örneklerle irdeleyerek sunuyor.

‘Ölçemediğiniz şeyi yönetemezsiniz’ sözünün ne denli ilerleme ve dönüşümün baş kaynaklarından biri olduğunun altı çizilen eserde yapıcı eleştirinin, hızlı hareket etmenin, bürokrasiyi yıkmanın, dijital yeterlilikleri artırmanın önemine değiniliyor.

JEFF BEZOS: AMAZON HİSSEDARLARINA MEKTUPLAR – STEVE ANDERSON, KAREN ANDERSON

Steve Anderson ve Karen Anderson tarafından, Amazon CEO’su Jeff Bezos’un hissedarlara yazdığı mektuplar analiz edildi ve işletme sahipleri, girişimciler için adeta yol haritası niteliğinde bir esere dönüştü. Kitapta sunulan 14 büyüme prensibi ise Amazon’un tırmanışının aslolan yapı taşlarından.

En önemli adım risk almak olarak belirlenmiş ancak bunu kendi yararınıza kullanımını bilmediğiniz zaman risk almak maliyetli hatta felakete dönüşecektir. Dolayısı ile Jeff Bezos’un mektuplarının da temeli olan neden, ne zaman, nasıl risk aldığını ve başarıya ulaşma yollarını anlattığı yıllık inceleme mektuplarının analizi olan bu kitap esin kaynağı mahiyetinde.

ZOR ŞEYLER HAKKINDA HER ŞEY – BEN HOROWITZ

Bir şirket kurmanın, girişim başlatmanın kişiyi kaçınılmaz olarak gergin çıkmazlara ve zor zamanlara iteceğini belirten yazar; kendisinin de bu gergin ve zor zamanlardan geçmiş biri olarak bizatihi her ne kadar koşullar farklı olsa da koşulların altında yatan modeller ve unutulmaması gereken derslerin hep aynı olduğunu belirtiyor.

Yaşadığı deneyimler ışığında bir perspektif sunan Horowitz, geleneksel bilgi ve kestirmelerden gitmek yerine inşa ede ede, kat üstüne kat çıkarak ilerlemenin daha kalıcı olduğunun altını çiziyor. Bir CEO olarak farkın yaratılabileceği anlar; saklanmak veya kişinin ölmek isteyeceği anlardan geçer, malum kritik karar alma süreçleri kaderleri de şekillendirir. En önemli girişimcilik dersinin saklı olduğu kilit cümle ise, “mücadeleyi kucaklayın” oldu.

SIFIRDAN BİRE – PETER THIEL, BLAKE MASTERS

PayPal’ın kurucu ortağı tarafından kaleme alınmış ve start up’lar hakkında fikirlerini ve düşüncelerini günümüz dünyasındaki örnek hikayelerle pekiştirmiş. Yeni bir arama motoru yazmak kimseyi Google yapmayacaktır. Yeni bir sosyal medya kurmak kimseyi yeni Facebook yapmayacaktır. Çünkü girişimde zamanlama önem arz ediyor ve bu firmalar doğru zamanlamayı yakalamış olan firmalardan ibaret. Dolayısı ile herkesin kendi doğru zamanını bir şekilde bulup kendi girişimine özgü adım atması gerek.

Günün sonunda kazanan insanların sebep ve sonuca inandıklarını ancak sığ insanların ise şansa, koşullara riayet ettiğini belirten yazar, parlak zekanın önemine güçlü vurgu yapmanın akabinde cesaretin zekadan dahi daha az bulunduğunu belirtiyor.

Kimsenin gücünü büyük görmemenin gerektiğini belirten kitapta; şirket kurucularının önemi yaptığı işte değer üreten tek kişi olduğundan değildir, şirketindeki herkesin en iyisini yapmasını sağlayan kişi olmasından ötürüdür önemleri.

PARANIN PSİKOLOJİSİ – MORGAN HOUSEL

Morgan Housel’in kaleme aldığı eser, ister finans dünyasından olsun ya da olmasın herkesin okumasında derinlik kazanacağı türden. Maddi varlığını artırma noktasında, zengin olabilme niyetinden ziyade sadece finansal özgürlüğünü tercihi etkileyiciydi. İnsanın ne istediğini bilmesi ve duruşunu ona göre koruması karakter içinde olgunluk göstergelerindendir. Ancak finansal başarıyı bir ölçüde şansa da bağlayan yazar, kişinin bilgi birikiminin ne kadar engin olursa olsun başaramayabileceğini de ekliyor. Nedeni ise, yatırım işlerinde bilgisinden ziyade psikolojisini iyi yönetenlerin daha fazla başarılı olduğudur. Büyük getiriler yerine çökertilemez olabilmek aslolandır, çünkü çökmedikçe uzun zaman diliminde zaten bileşkelemenin etkisiyle büyük getiriler elde edilecektir. İş dünyası için tavsiyesi; “fazla borca girme, ekonomik çöküşlerde panikle satış yapma, ticari itibarını lekeleme, kendini ateşe atma, sabırlı ol.”

Her planın en önemli kısmı, planın plana göre gitmeyeceğini bilmek ve ona göre yol almak olduğunu belirten yazar, modern zamanlarda, “sıradan” bir yaşamın olağanüstülüğünden dem vuruyor.

İnternet insanların karşısına yeni bakış açıları çıkardıkça, insanlar o bakış açılarının var olmasına giderek daha çok öfkeleniyor ve yapan kişinin kendisi olmadıkça her işin kolay göründüğü günümüzde kendimizi yetiştirmenin önemine ayrıca vurgu yapılan değerli bir kitap.

ÖZGÜR VE BEDAVA İNTERNET ÇAĞINDA BİLGİ – CORY DOCTOROW

Günümüzde özgürlük çığırtkanlığı yapan internetin her şeyi birbirine katarak özgünlüğü karartması ve kaliteli kalitesiz bilgi akışını bir araya getirerek bilgi adı altında yozlaştırması durumunu odağına alan bir kitap. Felsefe ve akademi açılarından derinlemesine analizlerden yoksun olsa da iş dünyası içerisinde olan bilhassa girişimciler için önerdikleri; içeriklerin özgünlüğü, takasın dürüstlüğü, mesajın yayılması ve sonucunda ise müşteri kitlelerinin artacağıdır. Kitapta post-modern dünyada bilginin ne olduğu ve nasıl dolaştığından ziyade “nasıl satıldığı ve bu satışların sosyolojik olarak nelere yol açtığı” aktarılıyor. İktisadi yönü ağır basmakla beraber kayda değer bir teknoloji kitabı olmadığını belirtmekte fayda var.

21 GÜNDE BÜYÜK BİR FİKİR ÇIĞIR AÇICI İŞ KONSEPTLERİ YARATMAK – BRYAN MATTIMORE

Öncelikle belirtmek gerekirse girişimcilik ile ilgilenenler için yukarıda verdiğimiz tavsiye kitaplara bir ek ise bu eser olacaktır. Yazar inovasyon danışmanlığı ile Fortune 500 şirketlerine danışmanlık veren ve aynı zamanda cirolarını artırarak adından da söz ettiren bir değer. 21 gün boyunca günde en fazla 1 saat ayırarak kitabın ciddiyetle okunup, değerlendirilmesi için bir program öneriyor. Kendisinin de deyimiyle “eylem içinde öğrenmeye” davet ediyor.

10 ÖLÜMCÜL PAZARLAMA GÜNAHI – PHILIP KOTLER

Her zaman yapılması gerekenler anlatıldı ancak bu sefer önemli başlıklar altında sıra yapılmaması gerekenlerin anlatımında hem de bir pazarlama duayeninin kaleminden. Pazarlama dünyasında ayakta kalmanın hangi şartlarda gerçekleşebileceğini satırlara döken yazar pratikte yapılan hatalardan da örnekler vermesi, pazarlamanın günlük dinamiklerinde hatalardan kaçınmak açısından faydalı bir kaynak sunuyor. Birçok şirketin pazarlama konusundaki yetersizlikleri nedeniyle yok oluşa sürüklendikleri bir gerçek ve kitapta bu döngüden kurtulmanın yolları anlatılıyor. Pek çok şirket için geçerli olan en büyük tehdit tespiti ise, var olan bir rakipten ziyade yeni ve daha iyi teknolojilerin varlığı olduğudur.

Kısacası; her şirket başka birileri onu yemeden önce kendi kendini ye(nile)melidir.

DEĞİŞİM VE GEÇİŞ DÖNEMİNİ YÖNETMEK – RICHARD LUECKE

Kendi kişisel hayatımızda olduğu gibi şirketlerde kendi bünyelerinde değişim, dönüşüm geçirirler ve bu revizyon dönemleri sancılı geçebilir, hatta yıkıcı bir hal dahi alabilmektedir. Bu nedenle hem teorik hem de pratik örneklemeleriyle kitap değerli bilgiler sunuyor.

İLKELER: HAYAT, İŞ – RAY DALIO

Şirketin ismini Fortune 500 şirketleri arasına yazdırmış başarılı bir girişimcinin hayat yolculuğunda yaşadıklarının hikayesi mahiyetinde bir kitap. Yazarın kişisel hayat hikayesinin yanı sıra şirketi olan Bridge Water’ın kuruluşunda yaşadığı zorluklar karşısında, kaygının iyi görünmekten ziyade kişinin hedeflerine ulaşmak olması gerektiğini ifade ederek tarz’a değil öz’e ehemmiyet göstermesi örnek bir yöneticilik davranışı.

Yönetim anlayışı noktasında liyakat esası, “Fikir meritokrasisine sahip olmak için gerçek düşüncelerinizi masaya koyun, saygılı bir şekilde tartışın, fikir ayrılıklarını aşmada üzerinde anlaşılmış yöntemlere bağlı kalın.”

Her yönetici tarafından yapılan hataların kayıt altına alınarak not edilmesi yarınlara paha biçilmez bir tecrübe mirası bırakacaktır ve işlerin sürekliliğine de kazanım sağlayacaktır. Yazarında aktardığı üzere; “hata yapmanın sorun teşkil etmediği, hatalardan ders çıkarmamanın kabul edilemez görüldüğü bir kültür inşa edin.” Ancak hataların büyüklük oranlarına bağlı olarak yerinde doğru teşhisin konulması kurucunun asli görevlerindendir.

İş Dünyası Kitaplarından 2

Sıradışı markalar ve şirketler oluşturmak için çok çalışıyoruz ancak çalışmalarımıza en büyük kaynaklık eden noktalardan birisi okumalarımız ve bu okumalarımızdan seçtiklerimizi sizlerle de paylaşmak istiyoruz. Yarar sağlamak temennisi ile.

DEVLET GİBİ GÖRMEK – JAMES C. SCOTT

Her ne kadar anarşist düşünür kimliğe sahip bir yazarın kaleminden çıkmış olsa da yazar aslında masa başında toplum mühendislik başarıları oluşturmaya çalışan sözde politikacılara, sadece her koşula ayak uydurmaya çalışan memurlara ve gerçekliği kendi vizyonlarına uydurmaya çalışan otokrat tek adam yönetimlerine sitem ediyor. Geçen yüzyılı odağına alan yazar, şehirleşme planlarının doğru uygulanması ile kalkınma programlarının doğru tespitinin önemine dem vuruyor. Her planlama ile her programda aslolan; yerel bilginin kullanılmasıdır, bilgi birikiminin göz ardı edilemez rolünü göz ardı eden baskın planlama zihniyeti, başarısız toplumsal kalkınma planlarının mimarlarıdır.

20.yy’da insanların yaşadığı büyük trajedilerden olan Çin’deki büyük atılım, Rusya’da kolektivasyon çabaları ve Tanzanya, Mozambik ile Etiyopya’daki zorunlu köylüleştirme uygulamalarında kaybedilen yaşamlar, telafisi olmayacak şekilde oluşturulan büyük hasarları yerinde görerek de deneyimleyen yazar, bunları dört bileşene bağlıyor. İlk bileşen; devlet yöneticilerinin kalifiyesi ve bu yöneticilerin hangi politikalara verdikleri önceliktir. İkinci bileşene yüksek modernist ideoloji tanımlamasını yapıyor ancak burada bilimden ziyade planlamalarda estetik kaygısı güdülüyor ve kontrol edilebilen mikro düzenlerin yaratılması durumu söz konusu. Verimden ziyade kontrol edilebilirliğin hakim olduğu toplumsal düzen – kısacası, şehirleşmeler arttıkça, ekonomik gelişim sağlandıkça, devlet kendi hakimiyetini de pekiştirmek için şehirleri ızgara şeklinde inşasını mecburi kılıyordu. Kapitalist girişimciler dahi planlarını hayata geçirebilmek için devlet müdahalesine başvuruyordu. Üçüncü bileşen; zor gücünün kullanımı ile yüksek modernist tasarımları inşa etmek isteyen otokrat devlet yönetimidir. Burada devletin ağırlıklı, baskıcı rolünü görüyoruz. Devrimci ruhların yükselmeye başladığı dönemdir. Dördüncü ve son bileşen ise, direnmekten aciz, yoksul bir toplum. Halkı sindirmeye endekslenmiş otoriter devlet karşısında halk mücadelelerinde başarısızlığa uğramış ve otokratlar tarafından çizilen yazgılarına mahkum edilmişlerdir.

Yerleşim birimlerinin küçük görülen köylülerin deneyimleri, pratik bilgilerinden yararlanarak kalkınma planları oluşturulup, uygulansaydı eğer çok şey değişebilirdi. Köylüler yıllarca bölgelerinde, gözlem alanında yetiştiklerinden ötürü tarlasının başında durmayan bir yetiştiricinin de araştırmacı bilim insanının da asla fark etmeyeceği şeyler bilecektir.

Bu denli masa üzerinde oluşturulan yüksek modernist planlamaların, otoriter güç tarafından desteklenmiş olmalarına rağmen neden başarısız oldukları altı çizilerek okunması gerekilen değerli aktarımlarda bulunuyor yazar. Modern dünyayı anlamak babında değerli bir kaynak.

Devletçi planlamaların başarısızlığa olan mahkûmiyet portresini çizen yazarın en dikkat çekici örneklerinden biri ise binlerce canlı türünü barındıran ormanlara “kereste fabrikası” gözüyle bakan Prusya devletinin yol açtığı sosyal ve ekolojik yıkımlardır.

Devleti hem özgürlüklerimizin hem de tutsaklıklarımızın zemini olan, tartışmalı bir kurum olarak belirtip, devlet yönetiminde orman biliminin mantığı, ticari sömürüyle hemen hemen aynı olduğunu yazıyor.

SÜPER ZEKA – NICK BOSTROM

Yapay zekanın imkân ve sınırlarına dair kapsamlı bir eser kaleme alan Nick Bostrom’ın temel iddiası, insani değerleri koruyacak bir süper zekâ geliştirmenin mümkün olduğu üzerine. Zekaya ayrı önem atfeden değerlendirmesi ise; gelecek doğal ya da yapay zeka fark etmeksizin kimin elinde olursa olsun zekanın evrendeki varlığının daim süreceğidir.

Transhumanizma ve posthumanizma’nın yakın gelecekte insan hayatına ne denli etkilerde bulunacağı, nasıl yön vereceği, nesnelerin interneti, 5G, cyborg, humenoid vb. birçok kavramın hayatımız üzerinde nasıl bir dönüşüme sahne olacağı, yapay zeka uygulamalarının ve nanoteknolojinin insan üzerindeki etkisi dahil bir çok konuya değinen değerli bir kitap. Bu noktada bizim de kendimize sormamız gereken doğru soru “Çağ değişiyor, peki ya sen?” Yapay zekanın hali hazırda insan zekasını geride bıraktığı bir gerçek. Kitapta ancak türsel bir yapay zekanın sevgi, nefret, gurur ya da benzer ortak insan duygularıyla hareket etmesini beklemek ve bunun sadece kasıtlı ve ciddi bir çaba gerektirmesi sonrasında gerçekleşebilecek olması hem büyük bir sorundur hem de büyük bir fırsattır diyor.

Teknik bir kitap olmakla beraber felsefi derinliklerde barındırıyor olması kayda değer.

Bugün büyük paraların döndüğü ve sıkı rekabetlerin sergilendiği küresel finans piyasalarında da yapay zekanın hakimiyetini arttırdığını görüyoruz. Malum süper zeka tanımında da belirtildiği üzere “insanların bilişsel performansını her alanda katbekat aşan her türlü zeka.” Gelişim süreklilik arz eden bir durum olması hasebiyle, kusursuz işleyen şeyler elde etmeden önce, kusurlu işleyen şeylerin edinimi kaçınılmaz.

Nick Bostrom’un anlamlı tespiti, “İnsanlığın dünyadaki egemen konumunun esas nedeni beyinlerimizin diğer hayvanlarla kıyaslandığında birazcık daha fazla yetiye sahip olmasıdır.” İlerlemenin sağlanması için isteklerimizin birbirine müdahale etmekten ziyade birbiriyle bütünleşmesi gerekir.

YAŞAMSAL ZENGİNLİK YARATMAK – DEEPAK CHOPRA

Sınırsız bir zenginlik tabiatımızda mevcut ve yapmamız gerekenin hafızamızı tazelemek olduğunu belirterek kitabına giriş yapan yazar, maddi evrenin bilgi ve enerjiyle şekillendiğini naklediyor. Rumi’nin, “Suların durulmasını izin verin, yıldızların ve ayın varlığınıza yansıdığını göreceksiniz” sözünün yansıması mahiyetinde bir kitap olmuş. Hayatın maddi zenginlik yaratmakla beraber aynı zamanda kişinin yüreğinin de zengin olması gerektiğine dem vuran bir kitap.

Doğa misali, sessizlikte eylem için potansiyel vardır ve hareketin dinamosu sessizliktir, sessizliğin artması ile hareket artması arasında paralellik olduğunu belirtiyor yazar. Yaşadıklarımız bir şeye ne ölçüde dikkat verdiğimizin bir tezahürüdür vurgusu değerliydi.

SİSTEM ÇARESİZ EĞİTİM SİZDE – ERHAN ERKUT

Erhan Erkut Hoca, gerek yazıları, gerek gençlerle yaptığı YetGen çalışmaları, gerek girişimci programları ve gerekse yayınlarındaki heyecanıyla kötü giden eğitime bir olumlu etki oluşturma gayretinde. Kitabı şahsınız için olmasa dahi en azından yarınlarımızın teminatı çocuklar için bilinç oluşumu için okumak kayda değer.

Kitapta eğitimin tarihine, neden insan yetiştirdiğimize, eğitimdeki değişim tetikleyicilerine ve boyutlarına, alternatif eğitim kurumlarına, üniversitelerdeki sorunlara odaklanırken bunlara ülkemiz ve dünya eğitim sistemlerinden örneklemeler sunması çok değerli. Son bölümde ise paydaşlar noktasında tavsiyeler naklediliyor.

Altı çizilecek bahsi geçen noktalardan biri: kuşaklar geleceğe emin adımlarla yürümeye çalışmanın güç olduğunun farkındalar ancak mevcut belirsizlik kavramı da göz önünde bulundurulduğunda, belli olmayan bir geleceğe emin adımlarla yürümeye çalışmak, ayakta kalmaktan daha zor.

Bugünkü okullar ile hapishaneler arasındaki çarpıcı benzerlikler üzerine yazdıkları önemliydi.

Öğrencilerin bireysel yeteneklerinin analiz edilip güçlendirildiği bir eğitim tasarısı fikrinin geleceği yeniden şekillendirebileceği söylemi önemli idi çünkü; saatler içinde fikirlerin değişip geliştiği bir dünyada eğitim reformunun, bireyin ve toplumun hızlı entegrasyonu ile mümkün olabileceğini savunurken, coğrafi farklılıkların eğitim alanında sorun teşkil etmeyeceğini, etmemesi için herkesin elinden geleni yapması gerektiğini dile getiriyor.

ÖMRÜMDEN UZUN İDEALLERİM VAR! – SUNA KIRAÇ

Kitabının girişinde hayatı bir MR makinesine benzeterek, belirsizlikle dolu bir tünel ve kimi zaman huzur, kimi zaman patırtı gürültü içinde geçen bir yaşam benzetmesinde bulunuyor. Sayfaları ardı ardına geçince idealist ve sanatsever bir kadının hayat öyküsünün derinliklerine şahitlik ediyorsunuz.

“Koç kültürü” diye tabir edilen ve Koç topluluğunun kolektif hafızasının oluşumu için, topluluk içi kurumsallaşmada en belirgin özelliklerden biri her şeyin yazılı olarak kayıt altına alınmasıymış. Şirket içerisinde haberleşme kayıtlarının tutulması amacıyla kişiler arası mektuplaşma olurmuş ve Suna Kıraç, İnan Kıraç’a gönderdiği bir mektubunda; Türkiye gibi ekonomik ve politik platformu kaygan bir ülkede, birtakım işlerin kısa zamanda düzeleceğini beklemek hayal olur” diyor. TEGV’nı kurarak ülkenin gelişim noktalarından biri olarak gördüğü eğitim konularına öncelik vererek elini taşın altına koyması bundan olsa gerek. Kendisinin de naklettiği üzere; “Ekonomik zorluklar aşılır, siyasi krizler çözümlenir ancak çocukları harcanmış bir toplumu onarmak mümkün değildir.”

Şirket yönetiminde babası Vehbi Koç ile ortak başarılarından biri şirketlerinin başına en iyi, doğru kişileri seçebilme becerilerindeydi. Yöneticileri şirkete ortak ederek aynı zamanda aidiyet duygularını da geliştirerek bağlılıklarını arttırmaları önemli bir nokta.

Elinde bulunan maddi imkanlarla ülkeye kazandırdığı kurum ve kuruluşların yanı sıra hayat öyküsünde; çocukluk çağından ilkokulu sıralarına, lise yıllarından gençliğine, evlilik döneminden iş hayatına, yaşadığı ve edindiği tecrübeleri sade ve anlaşılır bir dille okuyucuya akarmış 300 sayfalık değerli bir otobiyografi.

HİPER – BAĞLI BİR DÜNYADA İTİBAR STRATEJİSİ VE ANALİTİĞİ – CHRIS FOSTER

Bilginin üzerimize saat, gün, ay fark etmeksizin yağmur misali yağdığı günümüzde bilgiye erişimi, kişilere erişimi, kurumlara erişimi ciddi anlamda kolayca sağlayabiliyoruz. Üstelik bunlar için yardım almadan kolayca birkaç işlemle halledebiliyoruz. Ancak bir durum var ki, yıllarca kat üstüne kat çıkma misali bin bir emekle kurulan şirketler itibarlarını saniyeler içerisinde kaybedebiliyor. Şirketlerin kaybettikleri itibarlarını nedenlerine bağlı olarak geri kazanması her ne kadar olanaklara tabi olsa da kolay olmayabiliyor. Chris Foster’ın 20 yıllık deneyimlerinin süzgecinden geçirerek aktardıkları, bu denli birbirine bağlı teknoloji dünyası üzerine paylaşımları önem arz ediyor. İtibar tanımı mukayyetinde; kurumsal davranışların, değerlerin, aksiyonların bir sonucudur ve en önemlisi ise rekabetçi dünyada avantaj yaratan ve onu sürdürülebilir kılan bir dizi bilimsel süreç vasıtasıyla türetildiğini belirtiyor yazar. Bu noktada veri akışının önemi ortaya çıkıyor. Veriden değer çıkarmanın önündeki engelin teknoloji değil, kurum kültürü olduğunu da unutmamak gerek. Dünyanın global bir köy olduğu gerçeği yadsınamaz bir şekilde izahatları ile yapılmış. Düşünmeye yönelten bir soru ise, değişimin kendisi olmak istiyor muyuz yoksa başkalarının sektörümüzü değiştirmek için yaptıklarını izleyen konumda kalmak mı? Malum durduramayacağımız bir değişim gerçekleşiyor.

KENDİ İŞİNİZİN PATRONU OLUN – JEFFREY J.FOX

Okulunun yanı sıra hem parasını kazanmak isteyen hem de çalışmaya hevesli bir çocuğun gazete satarak çıktığı yolculukta, hayatındaki metaforlar sayesinde, işletmeler ve iş planları hakkında bilgiler sunan bir kitap. Yalnız gazete satmanın yanı sıra satışlarda gösterdiği yaratıcılıklarla nasıl kendi imzasını oluşturduğunu gösteriyor. Bunlardan bir tanesi ise, yağmurda gazetesi ıslanan bir müşterisinin kapısına gazetesini bırakırken üzerine not yazarak müşterisinin haftalık ödemesinde ıslaklıktan ötürü ıskonto yapması ve bunun müşterilerde yarattığı etkinin kendisine kazandırdığı değerliydi. O kadar gazete satıcısı çocuk arasından girişimciliğiyle, özverisiyle ve özsaygısıyla hareket etmesi daha sonra onu bambaşka noktalara getiriyor.

SINIRSIZ ZİHİN – JO BOALER

Öğretmenlerin tek kalıp insan yetiştirmekten öte belirsizlikleri benimsemeleri, bir şey bilememe ve hata yapma konularında tolere olmaları gerek ki, her sene milyonlarca çocuğun öğrenme heyecanıyla başladıkları okullarında, ötekiler kadar zeki olmadıkları fikrine kapılarak hayal kırıklığına uğramasınlar.

Yazarın Stanford Üniversitesi’nde matematik eğitimi profesörü olduğundan ötürü tamamen yapılan araştırmalar doğrultusunda bilimsel temellere dayanarak yazmış olduğu bu eserinde; bir alanda başarılı olarak görülen insanların o tür bir beyine sahip olduğu tezlerini çürütüyor kitabında. Yazar insanların istedikleri alanda kendilerini geliştirme yoluyla, yeni nöral yolların keşfedilmesine izin vererek doğuştan gelen farklılıkların gölgede kalacağını bilimsel veriler ışığında kanıtlıyor. Hiç kimsenin belirli bir konu için ihtiyaç duyduğu beyinle doğmadığını ve herkesin ihtiyaç duyduğu nöral yolakları geliştirmesi gerektiğini aktarıyor. Beynimizin “sabit” olmadığını; her an değişim, büyüme, adaptasyon ve yenilenme döngüsünde olduğunu ortaya koyan ‘Sınırsız Zihin’, her birimizin sınırsız potansiyele sahip olduğunu kanıtlaması ve daha da önemlisi bunu nasıl başarabileceğimize dair stratejiler geliştirmesiyle okunmaya değer bir eser. Eserini on iki farklı yayıncıya gönderip reddedilen ancak şimdi tarihin en başarılı yazarlarından biri olan J.K.Rowling’in deyişiyle; “Öyle ya da böyle bir şeyde başarısız olmadan yaşamak imkânsızdır; tabii neredeyse yaşamamış sayılacak kadar dikkatlice yaşarsanız o başka, ama o durumda zaten baştan kaybetmişsinizdir.”

ALİBABA’NIN DÜNYASI – PORTER ERISMAN

Her olaydan ders çıkarılması gereken bir başarı hikayesinin portresini çiziyor eserin sahibi, aynı zamanda da Alibaba kuruluşunda, yükselişinde etkin rol oynayan eski yöneticisi. Okunmaya değer, girişimciler için adeta ders kitaplarından biri konumunda.

World Economic Forumu 19’nda sahne alan Alibaba kurucusu Jack Ma, iş dünyası ve başarı üzerine değerli detaylar paylaştı. “Yarının uzmanı yoktur, ancak dünün uzmanları vardır” sözüyle, girişimcilik cesareti ve inovasyon üzerine derin bir mesaj verdi. Kendisinin hayat hikayesinde de anladığımız malum yazarında söylediği üzere, “İnsan bir tavşan kadar hızlı koşmalı ama bir kaplumbağa kadar sabırlı olmalı.”

Jack Ma: “Hayallerinize inanın, iyi insanlar bulun ve müşteriyi memnun ettiğinize emin olun. Çin’e profesyonel yöneticiler yollayan bir sürü Amerikan şirketi gördüm. Onlar Amerika’daki patronlarını memnun ediyorlar ama Çinli müşteriyi değil ve böylece başarısız oldular.” Bu söylemlerin o gün, o salonda birisi tarafından hızlı hızlı not edildiğini belirten yazar, o kişinin Amazon CEO’su Jeff Bezos olduğunu belirtiyor.

7 ay sonra ise WSJ’ye Jeff Bezos verdiği bir röportajda “Çinli müşterilerini memnun etmek yerine Amerikalı patronları memnun etmeye uğraşmanın bir hata olduğunu” gördüklerini açıklaması, yazarın kaleminden Jeff Bezos, Jack Ma’ dan bir şeyler öğrenmişti.

Jack Ma, adeta telkin derecesinde belirttiği üzere; “Bugün zordur. Yarın daha zordur. Yarından sonraki gün güzeldir. Ama şirketlerin çoğu yarın gece ölür ve ertesi gün güneşin doğduğunu görme şansını bulamaz.

Yazarın kitabında bilhassa üzerinde durduğu bir konu var ki her şirketin şartsız koşulsuz dikkat etmesi gereken bir nokta; meritokrasi konusu. Kelimenin diğer bir manası ile her koşulda liyakata değer, geleceğe yürümenin mihenk taşlarını oluşturur.

İŞ ÜRETİM MODELİ – ALEXANDER OSTERWALDER, YVES PIGNEUR

Alan fark etmeksizin iş dünyasına girmek isteyen herkesin okumasında yarar göreceği bir kitap. Eski iş modellerinin yeni nesil şirketlerin oluşumunda nasıl değer üretim sıkıntısı oluşturduğuna değinen yazarlar, geleceği dizayn etme vizyonu benimseyen şirketler ve kural koyucular için bir başucu kitabı hazırlamış. Özellikle girişimciler için bir fikri hayata geçirmeden önce temel oluşması babında okunması elzem.