
Görünmeyen Ekonomist – Tim Harford
Ekonomiyi direkt olarak kendi terimleri ile değil gündelik hayat üzerinden değinmelerle anlatan bir eser. Günlük yaşantıdaki ticaret tuzaklarına işaret ederek farkındalıkla hareket edebilmemiz adına iktisadın hayatlarımızdaki konumuna değinmelerde bulunuyor.
Gelişme, değişme, dönüşme noktasında neyi daha iyi yaptığınıza göre değil, en iyi neyi yaptığınıza göre belirleyerek gerçekleştirmenin önemi yadsınamaz. Özellikle günümüzde ABD’nin üretim noktasında neyi Çin’den daha ucuza yaptığının tespitine değil, neyi en iyi yaptığına odaklanarak üretim yapması daha faydacı olacaktır.
Bir çelişki var ki değinmenin önemli olduğuna inanıyorum. Ekonomik gelişmişliklerini tamamlayamamış ve gelişmekte olan ekonomiler yabancı yatırımcı hasreti çekerken aynı zamanda servetlerini başka ülkelere yatırmaya çalışan kendi vatandaşlarının güvenini kazanmaktan yoksunlar. Burada birçok etken sıralanabilir ancak en önemlisi hiç şüphesiz kurumlarının güvenilirliğini kaybetmesi ve bu kurumlar bir gecede oluşturulmuyor. Dolayısıyla meritokrasi vurgusu bir kez daha anlam kazanıyor, teoride değil uygulamada olması kaydıyla.
Hayatın Mantığı – Tim Harford
Davranışsal ekonomiye katkı sunan bir kitap. İnsan yaratılırken herkese farklı özellikler verildiğinden ötürü aslında kimilerinin mantıklı davranışlarının toplumda bazen olumsuz olarak geri tepmesi kadar aynı zamanda sıra dışı faydalar da yaratabilir. Öyle ki, mantık ön planda olduğu sürece farkındalık kazanarak farklı perspektiflerle gelecek yüzyılları görme şansımız artabilir.
Toplumda mal varlık denilince ilk akla gelen “Toplam bütçeniz” sadece banka hesabınızdaki paradan ibaret değil; zamanınız, enerjiniz, yeteneğiniz ve dikkat odağınız vs.’dir. Bütün bunlar sadece hangi arabaya bineceğinizi değil, nasıl bir eşiniz olacağını da belirler. İnsan sermayesi için eğitim ve beceri önemlidir.
Reformların aslolan amacı devrimlerin gerekliliğini ortadan kaldırmaktır. Reformlar mevcut durumu korumak için yapılır, hükümeti devirmek için değil.
Yeterli güvenliğin, huzurun olduğu tüm ülkelerde sağduyulu her insan; ya şimdiki iyi durumu korumak ya da gelecekteki kârı sağlamak için ne kaynak gerekiyorsa istihdam etmeye çabalar, yatırımlarını artırmaya devam eder. Kamu kurum ve kuruluşlarında yönetici olarak bulunanların vahşetinden dolayı sürekli korku içinde oldukları şansız ülkelerde ise insanlar, kaynaklarının büyük bir kısmını çoğunlukla gelişmiş ülkelere kaçırmaya çalışırlar veyahut yastık altında saklamaya çalışırlar. Bunu gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde gözlemlemek mümkündür.
Tek Kişilik Şirket: Küçük İşletmelerin Pazardaki Devrimi – Paul Jarvis
Girişimcilik yolunda yaptığımız planlamaların ne kadar doğru olduğuna bu kitapla beraber daha çok inandık. Elbette kazandığımız tecrübeler, farkındalıklar, yeni ilhamlar sonucunda revizyona giderek bizde etkinliğimizi artırıyoruz.
Sektörel bazda faaliyet gösteren iş kolları, bizim kimi tanıdığımız üzerine kuruludur.
Başarılı olan her şirket ve birey özlerinde tek kişilik şirketlerdir. İşlerin odağı daha iyi olmaktır, daha büyük değil. Kar topu misali her iş noktasının başlangıçta ihtiyacı olan biraz kar ve uzun bir yokuştur.
Büyümekten ziyade verimliliği artırmayı, eldeki müşterilerin isteklerine daha etkili cevaplar vermek esas alınmalı ki, bir projeyi bitirmek için saatlerce çalışmak yerine iş dışındaki hayatında tadını çıkarabilelim. Çünkü esneklik ve özgürlük arasındaki denge burada gizlidir.
Küçük başlayarak yolun mihenk taşlarının döşenmesi, büyümenin sorgulanıp tanımlanması ve öğrenmenin sürekliliğinin sağlanması ile tek kişilik şirketlerin pazardaki faaliyetleri gün geçtikçe artmaya devam edecektir.
Tek kişilik şirket olmanın tek kuralı olduğunu belirtiyor yazar: “Büyümeyi gerektiren fırsatlara dikkat edin ve onları değerlendirmeden önce sorgulayın.” Büyümeyi sorgulamanın ehemmiyeti göz ardı edilemez nedeni ise büyüme canavarı olgusudur ve yenilenmenin gerekliliğidir.
Aykırılıklar-Sekiz Sıra Dışı CEO ve Tamamen Rasyonel Başarı Modelleri – William N. Thorndike
Yönetim ve yönetişim arasındaki farkı alanında başarılı CEO’lar aracılığıyla aktarıyor yazar ve değerli birikimlerini adeta damıtarak hazine değerinde bilgilendirmeler sunuyor, farkındalıklar oluşturuyor.
Ziya Paşa’nın bir beytinde “İnsanın aynası iştir, lafa bakılmaz. Bir kişinin aklının seviyesi yaptığı işte görünür.” sözünün minvalinde olarak kişiler aslında performanslarının söyledikleridir. İnsanların başkaları hakkında beyanatlarından ziyade aslolan ortaya konulan çalışmanın değeridir, verimliliğidir.
Thomas S. Murphy’nin “İş dünyası, her gün birkaç büyük kararla karıştırılan birçok küçük karardır.” sözüne istinaden burada belirtilen, farklı bir şey yapılmadıkça üstün bir performansın ortaya konulması imkansızdır. Burada yenilik katalizörü olan bakış açısı tazeliği devreye giriyor ve amacın en uzun trene sahip olmak değil, en az yakıtı kullanarak istasyona ilk varan olmaktır.
CEO için dağıtması gereken iki temel kaynak, finans ve insandır ardından ise iki şeye odaklanması gerekir, sermaye tahsisi ve nakit akışı, kâr’a değil. Yönetim kriteri olarak ise Murphy’nin de naklettiği, en iyilerin işe alınıp rahat bırakılmalarıdır. Yetkinliğin yukarıda da bahsettiğim bakış açısı tazeliğine katkısı elzemdir.
İş dünyasında meydana gelen belirsizlik, stratejik planla değil; sabırlı, akılcı ve pragmatik bir fırsatçılıkla karşılanmalı.
Zahmetsiz: Önemli İşleri Yapmayı Kolaylaştırın – Greg McKeown
Hayat denilen bu yolda her şeyin basitleştirilerek düşünülmesi, yapılması ve sorunlarda ise konunun köküne değinilmesi gerektiğinin önemine dem vuran bir kişisel gelişim kitabı. Hatalar önlem alınmadığında domino etkisi yaratan ardışık etkilere sahiptir. İlk domino taşına engel olamayacak olsak dahi zincirleme reaksiyonu önleyebiliriz. Zahmeti doğru kullanıp fazla yorulmadan daha etkili sonuçlar yaratma hakkında yollar sunan yazar, bununda en önemli yolunun işe odaklanmaktan ve başlamaktan geçtiğini vurguluyor. Başarının süreklileştirilmesi için ilkeleri doğrusal -tek seferlik- ve kalıcı -sürekli- kavramları üzerinden anlatıyor.
Püriten düşünceye yapılan vurgu önemli. Her seferinde “fazladan çalışmadığımız” için kendimizi suçlu hissetmemiz ve kültürümüzün kendini paralamayı bir başarı ve öz değer ölçüsü olarak yüceltmesi de bir yarar sağlamıyor ancak beyne gönderilen sinyallerde sürekli olarak bitkin değilsek, yeterince çalışmıyor olduğumuz mesajı veriliyor. Bu zihniyetin kökleri, zor şeyler yapmanın her zaman doğal bir değeri olduğu şeklindeki Püriten düşünceye dayanıyor olabilir ki; bilinçli olsun ya da olmasın, Püritenlik, zor olanı elde etmenin de ötesine geçti ve kolay olandan kuşku duymak boyutuna evrildi. Lakin hedeflerine doğru verimli yol almak, hırslı olmamak demek değil aksine akıllıcadır.
Bu akıllıcalıklardan biri ise zahmetsizce sorunları ters yüz etmeyi bilmekten geçer. “Ya daha kolay bir yolu varsa?” diye farklı bakış açıları edinebilmekten dolayıdır. Odaklanarak, netlik içinde ve sakince sorunları çözmeyi öğrenmek ideal bir yoldur. Daha az çaba ile etkili sonuçlar.
Zengin Baba Yoksul Baba: Zenginler Çocuklarına, Orta Sınıf ve Alt Sınıfın Parayla İlgili Öğretmediği Neyi Öğretiyor? – Robert T. Kiyosaki
Zengin bir babanın hem kendi çocuğuna hemde onun orta gelir sahibi arkadaşına nasıl para kazanabilirler üzerine sohbetlerinden ve yapmalarını istediği şeyler üzerine yazılmış bir kitap. Para kazanmanın zorlu bir iş olmaktan ziyade basit bir matematiğe sahip olduğunu ve bunu anlayıp uygulayabildiklerinde kazançlarını artırabileceklerini söylüyor. Bu yolda yaşanılacak her başarısızlığı bir esin kaynağı olarak benimsemek önemli, nedeni ise başarısızlığın kaybedenlerin bir sıfatı olduğudur. Bu yolda kişinin en büyük varlığı bildikleridir ve en büyük riski ise bilmedikleridir. Dolayısıyla bilgi edinim noktasında öğrenmeyle pratiğin pekiştirilip uygulanması elzemdir. Ancak kibri bir kenara bırakarak ve cesaret azmini elden bırakmadan yol alınmalıdır. Kiyosaki’de sıkça her yerde gözden kaçmış önemli fırsatlar olduğunu belirtmektedir.
Harcama alışkanlıklarımız bir nevi kişiliğimizin bir yansıması olduğunu düşünürsek bilinçli olarak neye harcama yaptığımız gelecek inşası için önemli. Servet zaten çabuk zengin olma düşüncesiyle değil, gelecekte olabilecekler göz önünde tutularak edinilir. Dolayısıyla konu yine bilgiye ve aklımıza yapacağımız aslolan yatırıma gelmekte. Bunun en büyük örneği edinilen servetin ne derece elde tutulduğu ve kaç nesil elde tutulu halde üzerine katılarak devam ettirildiğidir.
“Zenginlerin aktifleri olur, yoksulların giderleri vardır” sözünden de anlaşıldığı üzere aktif edinip bunu sürdürmek ve doğru alışkanlıklarla üzerine katmak en doğru olanıdır. Bunun için ise bilgiye erişimin ciddi anlamda kolaylaştığı bu dönemde kendini eğitmektir. Çünkü zengin ile yoksul arasındaki farklardan birisi de zamanlarını nasıl kullandıkları üzerinedir. Para bir güç ve bu gücün üzerinde hakimiyet kurup, servete dönüştürmek ve sürdürülebilir olmasının yegane yolu güçlü finans eğitimidir. İnsanların para için değil, paranın insanlar için çalışabilir olması noktasında inanç ve hırs bileşkeleri ile eğitim şarttır. Fırsatlar da böyledir, anlık gelir ve gider dolayısıyla kaçırmamak için bilgi sahibi olmak önemlidir. İnsanoğlunun en önemli aktifi beyni olduğu gerçeğini düşündüğümüzde, sürekli çalıştırmayı elden bırakmamak; hayat yolcuğumuzda hem kazandırır hem de kaybettiklerimizi kazanç olarak hanemize getiri olarak dönüşünü sağlar.
